HERKES ÖLÜR ÖLÜMÜNÜ
27/7/2008 · Kategori: resimLi Yazi ve siirLer
Kanatlanır, kanatılır bütün boşluklar.
Aynalar her gün bir başka yalan söyler
ve kalınır geride çizilmiş hayatlardan,
geride yağmurlardan ve çığlıklardan.
Herkes çizer boşluğunu…
Her aşk başlarken pembe,
ayrılıkta rengi siyah yalnızlığın…
(Herkes arar pembesini.
Oysa kendinden ötesi yoktur;
kimse sevmez yalnızlıkta gölgesini…)
Herkes sever doğumunu;
kim sever ölümünü?
Herkes sever doğrusunu;
kim sever yanlışını?
Herkes susar ayıbını.
Herkes susar ayıbını…
IV
Herkes bilir gitmesini.
Bir zaman öğrenirsin
gideni sırtından öpmesini
V
Herkes geçer gençliğini
Herkes…Buğusunda anıların
yitirir kekliğini…
VI
Herkes yaşamakla suçlu,
aşkıyla hükümlüdür;
herkes doğarken ölümlüdür.
göğe salıp düşlerini,
salıp tenini, nefesini
bırakır ceketini.
Herkes bırakacaktır ceketini...

FELSEFE DERSLERİ
21/7/2008 · Kategori: resimLi Yazi ve siirLer
YENGEÇ İLE ANNESİ
"Neden böyle yan yan yürüyorsun yavrum" diye sorar anne yengeç çocuğuna.
"Düzgün yürüsene!" der.
- "Pekala anne" der çocuk.
- "Sen önümden düzgün yürü, ben seni takip ederim."
DERSİMİZ : "HAREKETLER SÖZLERDEN ÖNDE GELİR?"
-----------------------------------------------------------------
ASLAN, KOYUN, KURT ve TİLKİ
Aslanın biri, bir koyunu yanına çağırır ve nefesinin kokup kokmadığını sorar.
"Evet!" diye yanıtlar koyun. Aslan bu yanıta kızar ve koyunu oracıkta parçalar.
Daha sonra kurda seslenip yanına çağırır, ona da aynı soruyu sorar.
"Hayır!" diye yanıtlar kurt korkudan. Ancak o da yağcılık yaptığı için aslanın öfkesinden kurtulamaz.
Sıra tilkiye gelmiştir. Aynı soruyu tilkiye de sorar. Tilkinin yanıtı şöyle olur;
- Üzgünüm, üşütmüşüm biraz, o yüzden burnum koku almıyor!!!
DERSİMİZ : "AKILLI KİŞİ TEHLİKELİ DURUMLARDA KONUŞMAZ!"
-----------------------------------------------------------------
KAZLAR VE TURNALAR
Kazlar ve turnalar bir gün aynı tarlada yiyecek ararlarken birden yanlarına yaklaşmaya çalışan avcıyı fark ederler. Turnalar daha çevik ve hafif oldukları için hemen uçarlar.
Oysa kazlar ağır hareket ettikleri için avcıdan kurtulamazlar.
DERSİMİZ : "YAKALANANLAR HER ZAMAN SUÇLU OLANLAR DEĞİLDİR?"
GÜZEL SÖZLER
WENN KINDER KLEIN SIND, GIB IHNEN WURZELN.
WENN KINDER GROß SIND, GIB IHNEN FLÜGEL!
- Yalan tohumdur. Bire kırk verir. Verdiği kırkın her biri bir tohumdur ki bire kırk verir.
- Bilgi de tohumdur. Bire yüz verir. Verdiği yüzün her biri bir tohumdur ki; sana bilgelik, torunlarına da ilham verir.
- Zeka sudur. Tohumları yeşertir. Yalanı da bilgiyi de.
- Yetenek topraktır. Ne ekersen onu biçersin. Ekmezsen üzerinde ayrık otları biter.
- Emek güneştir. Tohuma da suya da toprağa da hayat verir.
- Kader çadırındaki kilim gibidir. İpliğini Yüce Varlık verir sen dokursun. Deseni sendendir, renkleri Tanrı'dan.
- Şans doğal gübredir. B..tan bir şeydir yani. Ne zaman nereye düşeceği belli olmaz. Kilimine düşerse kirletir. Desenini değiştirir. Her şeyi b.mb.k eder. Oysa toprağına düşerse besler.
-------------------------------
sen gideli..........
17/7/2008 · Kategori: resimLi Yazi ve siirLer
hep gitmeklerdi ağlatan ve kanatan gözlerimizi
hep acı sözlerdi giderken dağlatan yüreğimizi
söylediklerimizemi yanalım,yoksa yutkunduklarımızamı?
vakitlerde geçti artık,limanlarda kalmadı gemiler
ne getiren var yari,nede götüren beni yanına.
dedimya gitmekler kanattı gözlerimizi
dedimya ansızın solan çiçeklere aldandık
ansızın açanları kendimiz bildik.
yüzümde soldu be eyy can!
sen gideli bir yarım eksik
sen gideli tamam olmadım eyy can!
sen gideli demet demet gülleri deremeyip,
yeşile,maviye,leylak moruna bir başka baktım be eyy can!
sen gideli...
işte sen gideli hep yarımdım ve eksilen yanlarımı çoğalttım.
yüzünün yarısı bende kaldı sen giderken eyy yar!
özlemlerim kor alev renginde ve yitik.
yagmurlar söndüremedi içimdeki volkanları
serinletemedim ruhumu esen yellerde
ağrıdı elim,dudağım taa kirpiklerimin uçlarına kadar
yar biliyormusun yüzünün yarısı bende kaldı giderken sen. 
zamanın en tenhasındayız şimdi
vakit yine hüzzam bakışları gösteriyor
tan yerindeki kızıllık,bakışlarımdaydı şimdi
şimdi ben gökteki maviliklere bakmayı bile unutacağım
belki mavi renklerin nasıl kızıl kor rengine döndüğünü,
yada kırmızıların karalara nasıl çaldığına şahit olacağım.
hayat bende saklı olanların içerisinde gizliydi sanki
sanki ben bende gizliydim sen hayalimdin. 
takvimlerden günler çaldım bilirmisin?
bilirmisin yollara bakarken saatler nasılda uzar?
yokluğunun son demindeyim.
gelecekmisin diye sormuyorum sana
çünkü ben vereceğin cevabın haşmetinden,
korkuyorum korkmam gerekenlerden..
sen hiç gelmiyorsun
sen hep uzaktan bakıyorsun karanlığa
aydınlıklara kibrit çakıyorsun
gelmeyi vaad etsende bitecek hasrete
herşey gün geçtikçe daha da çetrefilleşiyor
ben seni anımsadıkça gelmelerinle
ama sen hç gelmiyorsun. 
güneş batarken kayboluyordu yorgun ruhum.
kayboluyordum eskiyen tarihler misali.
bugulu gözlerle,buğulu camların arkasından,
yanık yürekle,sevdalı gönüllere dokunuyordum.
ölüyordum birde inceden inceye.
inlerken sesim göğü deliyordu sanki.
yağmurlar yağıyordu birde sağanak;
mıh gibi beynime düşüyordu her damlada sevdiğim
ellerim titriyordu ıslanıp dağılan saçlarıma dokunurken.
sanki saçlarıma değilde kalbime dokunuyordum,
saçlarım kalbim oluyordu birden
ben ise yağmur damlalarıydım sanki. 
yaşayamadığımdır yar bende saklı kalan.
gözlerinin içindeydi en derin giz ler.
pişmanlıklarınmıydım sahi ben o kadarmıydım sende
oysa beni bakmaya doyamadığın sanıyordum.
hayret!!!
uzaklığın kendinemi acep yoksa kırılmışlıklarınamı
sor en mahrem sorularını bana
sor cevabının uykularını kaçıracak sorularını
sor allah aşkına sor
ketmet beni ruyalarında üryan
sade ve yalın sor,ne dersen de ama sor
yüreğime nasıl aktınsa
yüreğine nasıl süzdünse beni
öyle sor bana
sor ki umudumu yeşerteyim dikenlerin içerisinde.
YANMAK
16/7/2008 · Kategori: resimLi Yazi ve siirLer
YANMAK
Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve:
--Bu ateş aydınlatıcı bir şey!, demiş..
İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş; Demiş ki:
--Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!
Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, Biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş; Şöyle demiş:
--Ve bu ateş yakıcı bir şey!
Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş. Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş.
ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek "poff !" diye ortadan kayboluvermiş...
Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş;
Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş!...
« Önceki :: Sonraki »








